345Sabahin Sessizligi
bu yazıyı doxa efendi 8 Mart 2009 tarihinde yazdı
Sabahın ilk saatleriydi. Gece boyunca gözüne bir damla uyku girmemişti Helin’in. Dayanamadı, yatakta bir o yana bir bu yana dönmeye. Dayanamadı düşüncelerine. Halasının ördüğü bej şalı attı omuzlarına, bahçeye çıktı. Titriyordu soğuktan, uykusuzluktan, yorgunluktan, efkârından. İyice sarınıp da şalına, sigara yaktı. Gri gökyüzüne bakıp da derin derin çekti ciğerlerine. ‘ne istedin benden’ dedi kendi kendine. Gideceği yeri bulamayan laf, kayboldu sabahın sessizliğinde yankılanıp. Nar ağacının dibine çömeldi. Bir toprağa bakıyordu, bir göğe. Efkârına sinirlenip homurdana homurdana bir sigara daha yaktı. Göğe savurdu dumanını. Hüznüne uyan efkârlı bir şarkı söylemeye başladı.
Sabahın efkârı yakıcı olur. Gecelerden daha çaresizdir sabah hüzünlenenler. Yastığa gömüp başını ağlayamazsın. Yıldızlara bakıp umut edemezsin. Yalnızca sabah… Gecenin ölümü… Günün doğumu… Gecenin terk edişi… Günün gelişi… Yalnızca çöküp de bir ağacın dibine, sigaranı içersin. Helin’in yaptığı gibi belki toprağa bakarsın belki göğe.
Şarkı söyledikçe daha da içi acıyordu. İçi acıdıkça da sigara yakıyordu. Sigarası elinde bitiyordu, dudakları şarkılara bulandığından. Sigarasından bir duman daha aldı. Yüksek sesle söyledi şarkının sözünü meydan okur gibi, kendine hançer saplar gibi.
‘el uyanır koynunda’. Ne çok yakmıştı bu söz canını. Öylece kalakaldı sabahın sessizliğine katılıp. Gözleri doldu. Ah’lar çekti. Helin kendi acısına gömüledursun, sandığı kadar yalnız değildi sabahın efkârında. İki küçük güzel bal rengi göz ona bakıyordu. Helin’e doğru yaklaştı güzel gözlerin sahibi. Bacaklarına sürdü yumuşak kürkünü. Kendi dilinde haykırdı Helin’e ağlama diye. Sarı beyaz erkek bir sokak kedisiydi sabahın içinden gelen konuk. Sevilmeye Helin kadar ihtiyacı olan… Sığındı Helin’in kucağına, sevgisini sundu. Tatlı bir şefkat duygusuna kapıldı Helin. Orda, sabahın sessizliğinde, nar ağacının dibinde hüzünlü iki varlıktılar ve birbirlerine sığındılar.
Helin kalkıp kediye süt verdi. Bir süre onu izledi. Sonra elindeki sigarayı atıp, kediye doğru yönelerek ‘senin adın galaksi olsun kedicik.’ dedi. Galaksinin başını bir kez daha sevip yatağına döndü. Sabah uykusu yorar insanı ama gece izin vermemişse gözlerinizi yummanıza, sabah uykusundan başka çarenizde yoktur. Helin düşüncelerine bile izin vermeden uyudu. Yorgunluğu aklını bile pes ettirmişti.
Galaksi o sabah ki sütü ve ilgiyi unutmadı, sık sık uğradı Helin’e. Helin sabah uykularına alıştı, bir de Galaksi’nin ilgisine.
001: olci,
bu yorum 8 Mart 2009 # 03:10'de yazıldıYüreğine sağlık doxa..
çok derin yazma, etkisi bitap ediyor .)
1 yorum