367Yere Atmak
bu yazıyı olci efendi 28 Nisan 2009 tarihinde yazdı
kendisi, mükemmel şekil almış bir cam modeli gibidir.
uzaktan bakarsınız pırıl pırıl parlar, elinize alırsınız o sadelik, o saydamlık, o dokunuştaki mükemmelik şahanelik sizi çok etkiler.
arkadaş olursunuz, dost olursunuz.
o size anlatır, siz ona anlatırsınız.
sonra gider bir gün çok daha parlaktır, çok daha güzeldir gözünüzde o gün. suratı çehresi gülüşü bakışı şahaneleşmiştir bir anda. evet. duygusal bir mutluluktur bu. o göz ışıltısı sizi de etkiler siz de mutlu olursunuz.
günler geçer, o mutluluk uçar, yerini kargaşa ve aşkın ızdırabı alır, o sırada sizin konumunuzda olanlar ona destek olmaya, uçurumdan gitmemesi veya gitmesi için yol göstermektedirler. oysa aralarında en az 1 kişi vardır ki, “dur” der. “gitme, o yol yol değil, o yol taşlı çakıllı, düşersin kırılırsın, kırılırsan o gülücüğün çok geç gelir yerine, gitme” der.. ama gönül dinlemez, ferman işlemez. başka arkadaşları da “git” der.. “git gör, ne olacaksa olsun, belki iyi olur” der. oysa yolun sonu uçurum olunca, gidilecek yolun uzaması dışında pek bişe farketmeyecektir, bunu bilen o hayran gözler onu uyarmak ister, ama kendini dinletemez.
yola çıkılır, ve kötü olacak olan olur, o pırıltı sönmüş, kırılmışi yorgun argın mutsuz şekilde geri dönmektedir. o “git” diyenler şimdi tam tersi tavırda, o uçuruma sövmektedir, ona destek olmak için. demediklerini bırakmayıp bir ton sövülmektedir uçuruma, o kıran taş’a.. oysa uçurumun ne suçu vardır, onun işi kırmaktır. gidersen kırılırsın diyen halt etmiştir, bizimkinin gözünde, yol kötü de olsa biliniyo da olsa destek olunmalı zihniyeti vardır çünkü. herneyse..
modelimiz, kırgın üzgün ve bitap haldedir. son derece desteğe ihtiyacı vardır. bu desteği balonların içinde tatlı şekerler halinde almaktan haz duymaktadır lakin. çünkü onlar göze hoş gelmekte, yarın bi gün patlayacak balonlar halinde sunulmaktadır. oysa bir tavır da vardır ki, ona yine gerçekleri söylemektedir. bunun bir tecrübe olması gerektiği, bardağın dolu tarafından bakılmasının lazım olduğu, hayatın daha büyük acılar içinde en acısının bu olmasına dua edilmesi gerektiğinden bahsetmektedir. bunlar söylenirken herşeye güzel cevap verirken, laflara alınganlığı günler sonunda ortaya çıkmıştır. hem de ne zaman ? o dost(!)un güzel bir duygusunu paylaştığı an.. evet. tam o anda yüze vurulmalıdır ki, kırılınca keskinleşen kenarları daha çok kırabilsin, kesebilsen, kanatabilsin diye..
ne kadar pürüzsüz bir karaktere sahip olursan ol, kırıldığında da kırıcı olabiliyorsan, değerin kırıncaya kadardır.
bardağı elinden düşürmek ile yere atmak arasında, gülmek ve ağlamak kadar keskin bir çizgi vardır.
elden düşürmek affedilirken, yere atmanın bir affı gözyaşlarını geri hapsetmektir.
Oturum zamanı : 30 Ocak 2009
Kapanma zamanı : 28 Nisan 2009
pişmansız geçen 86 gün’ün hatrına, “kendine gelinceye kadar” hoşçakal.
görüşmek üzere.